15 Kasım 2011

''Sende kız msn'i var mı ?''

Msn'e 41564654 gündür girmediğimi düşününce, msn'i ilk keşfettiğim zaman aklıma geldi.

Eveeet... Sene 2004, eve adsl yeni bağlanmış, ama tabii adsl bağlı olmadan önce robotik sesler eşliğinde 146'dan gizli gizli internete girme maceralarım da var... Ve o maceralar sonucunda, ay sonunda eve telefon faturası yerine ''telefon direği'' gelme durumları da mevcuttu ki, o kısımlar nasıl komik anlatamam. Veya anlatırım ya, o başka bir posta kalsın.

Neyse, msn diyordum... İşte adsl yeni bağlanmış, o dönem tam bir ergenim, liseye gidiyorum ve sınıfta ''Şş sen beni msn'e ekledin mi?'' ile başlayan diyaloglardan geçilmiyor. Ben ''Evet msn hı hı msn'' diye ezik ezik dolanıyorum ama msn'in ne olduğu hakkında bir fikrim yok. Konuşulanlara salak salak ''Aa öyle mi! Bak sen naağcayipmiş ya!'' gibi klişeler ekliyorum. Sonra bir gece canıma tak etti. Bilgisayar manyağı bir arkadaş vardı; günde 2 lt cola tüketme yetisine sahip, birilerinin adreslerini hacklemekle sınıfta ünlenmiş. Ona mesaj attım; ''Ya ben msn'e girmek istiyorum, nasıl yapacaz?'' diye, o da anlattı. Yükledim bir şekilde.
Yükledim de msn adresim ne olmalı? Nasıl bir msn adresi alayım ki çok marjinal gözükeyim? Sonuçta asi bir insanım, ergenim ben! Shadowlu madowlu bir şeyler mi olsa? Yoksa candygirl mü olsun hmm? Ben bunları bir düşüneyim – finduilas/ M.S 2004
Ne yazık ki o adresler shadowlu da oldu, candyli de oldu, Allah kahretsin ki bunlar hep oldu. Neyse msn adresi alındı, msn programı yüklendi, birileri msn’e eklendi, asıl saçmalıklar bundan sonra başlıyor; Atarlı kişisel iletiler, nick yanında uçuşan yarasalar, şimşeklerle bezenmiş nickler, güllerle donatılmış nickler, ''birilerinin dikkatini çekeyim de bana yazsınlar'' diye üst üste çevrim içi-çevrim dışı olma durumları, ki bunun bir de programı vardı. O programı yüklediğinde, her msn'e girişte çevrimiçi çevrimdışı oluyor ve listesinde olduğun kişilerden tonlarca küfür yeme potansiyeline sahip oluyordun. Sonra icon olarak yüklenen simli mimli, dans eden salak harfler vardı ki en saçması da oydu bence, mesela R’ye basıyorsun; hoop karşına dans eden bir R harfi çıkıyor, E’ye basıyorsun; E’nin köşesinden bir anda gül bitiyor falan. O şekilli harfler sayesinde yazdığın cümle cümle değil başka bir şeye dönüşüyordu. ''Ne dinlediğini göster''diye bir özellik vardı bir de, kaç kere o özelliği kapatmamam yüzünden çevrimdışıyken birilerine yakalandığımı bilirim, ''Çevrim dışısın ama müzik dinliyorsun ne iş!? Sinsi misin kızım!'' Evet sinsiyim?

Şimdi bunları hatırladım da Msn’den daha bir soğudum, tam bir Iceberg’e dönüştüm. Ama yine de onunla eğlendik işte bir zamanlar. Nankörlük yapmaya gerek yok. Güzeldi güzel.
 
Tuşların Tıkırtısı: Kasım 2011
© 2008-2015 Tuşların Tıkırtısı
El emeği, göz nuru.
Tema || Minima Black adlı temayı tanımlanamaz hale getirdim.