9 Mart 2012

Yılandan korkmam kuştan korktuğum kadar

İnsanlar yılandan korkar, köpekten korkar, böcekten korkar... Hadi en sıradışı olsa olsa palyaçodan korkar –ki cidden palyaçodan nasıl korkulur anlamıyorum ben muhabbet kuşlarından korkuyorum arkadaş. Evet, el kadar minik muhabbet kuşlarından.

Küçükken evinde 3 tane muhabbet kuşu beslenmiş bir insan olarak ben o yaratıklardan korkuyorum. Zaten bu korkum da o 3 zibidik kuş yüzünden ortaya çıktı. O kuşlar kafesteyken iyiydi, güzeldi, yemlerini kafesteki bölmeye koyup ''cici kuş ehöeh. maviş naber salak dsjsjdf'' diye eğleniyordum da, o kafeslerinden dışarı çıktıkları an ben ölüyordum, ben ne yapacağımı şaşırıp EEEEÖAAAAĞ diye bağırarak o kafesli odadan koşarak uzaklaşıyordum.

(yazar bu paragrafta kuşlar’a sesleniyor)

Be Allahsız kuşlar, o kafes açıldığı an ciyaklaya ciyaklaya, havaya tokat ata ata kanat çırpıp niye üzerime geliyordunuz ya? Hayır el kadar da minicik şeylerdiniz, o korkunç sesleri nerenizden ve nasıl çıkarmayı başarıyordunuz onu zaten anlamıyorum. Yemin ederim hatırlayınca irkildim gagalarını sevemediklerim. Hoş siz de haklıydınız bir yerde. Ben de yaşam alanımdan kopartılıp bana benzemeyen yaratıkların olduğu yerde kafese konmuş bir kuş olsaydım, ben de kafesimin kapısı açılınca önüme gelenlerin üstüne hırçın hırçın uçar, gözlerini sivri gagamla deşmek isterdim.

(yazar bu paragrafta kuşlar’a seslenmiyor)

Evet gözlerini deşmek. Şimdi bunu açıklayayım. En bilinen korkulardan birini örnek vererek açıklayayım, diyelim ki yılandan korkuyorsunuz... Yılan ne yapar? Isırır EN FAZLA, zehirlenir ve acısız bir şekilde ölürsünüz. Ama kuş öyle mi? Hı öyle mi? Değil.

Kuş, gözünüzü gagasıyla deşebilirliği olan bir yaratıktır! Ve bu da kuşu yılandan daha tehlikeli yapar!!!1! İşte korkumun ana sebebi bu. Bana doğru uçuşa geçmiş bir kuş görünce o kuşun direkt gözlerimi gagasıyla parçalayacağını düşünüp aklımı yitiriyorum.

Bir an düşünün lütfen, bana hak vereceksiniz! Kuş hızla ciyak ciyak bağırarak üstünüze doğru geliyor, şimdi tam suratınızın dibinde, kafası yerinde değil zaten bu hayvanatın, kuş beyinli(?!?!), bir an delirip, sinirlenerek gözlerinizi parçalaması nasıl mümkün olmasın?

Gayet de mümkündür. Olur, oluru var. Ben korkuyorum ve eğer ben korkuyorsam oluru vardır. Hitchcock reyis bu konuyla ilgili film yapmışsa oluru kesinlikle vardır.

Noktayı Yaşar'ın beni destekleyen ünlü sözleriyle koyuyorum;

''Kuşlar... sen kuşları boşver...
Evleeeer yerlerinde değiller... Aşkım...
Sakın sen kuşlara uymaaaa''
Teşekkürler...

3 Mart 2012

Takla atamamak

İlkokulda beden dersinin olduğu güne yoğun stresle başlayan biri olarak ‘’en sevdiğim ders beden!’’ diyen tiplere içten içe sinir olduğumu gizleyecek değilim. Evet beden derslerinden nefret ederdim, bu nefretin tek sebebi de tabii ki şu takla atma saçmalığıydı.

Herkes eşofmanlarını giyer, sıraya girer ve beden hocasının gelmesini beklerdi. Eğer o hoca elinde voleybol, basketbol toplarıyla falan geldiyse tamam, o ders güzel geçecek. Fakat minder getirdiğini gördüğüm an...

İşte o andan itibaren korku... gerilim... kalp çarpıntısı... titreme... soğuk terler... minder... takla... an epic-fail story... coming... THIS SUMMER...

Pardon araya fragman girdi... Ne diyordum, heh işte o minderi gördüğüm andan itibaren, Allah ne kadar berbat duygu verdiyse sırayla onları yaşamaya başlıyordum. O minder demek; takla atmak demekti. Daha doğrusu ‘’takla atamamak’’.

Takla atmayı bir türlü beceremiyordum evet, ne var? N’oldu komik mi? Evde yere battaniye falan serip onların üstünde ''takla dersi''(!?) çalışmama rağmen o taklayı bir türlü düzgün atamıyordum. Tüm attığım taklalar ya başlamadan ‘’hocam boynum şey oldu :(’’ yalanıyla biter, ya da sağa sola eğimli taklaya dönüşüp pis veletlerin gülüşlerine maruz kalırdı.

Koca kasaların üzerinden atılan taklalarsa başlı başına gerilim filmi konusu olur, takla atmak için sıraya girmiş çocuklar, hepsi stres içinde ama hiç kimse birbirine belli etmiyor... Ya çok saçma, çok komik ama aynı zamanda çok gerilimli bir sahne değil mi lan? Zaten takla atmak başlı başına saçma ve komik bir olay bence.

Hayır benim asıl anlamadığım, beden dersinde takla atınca noluyordu? Niye takla atmak bu kadar önemliydi? Bu ülkenin çocukları neden beden derslerinde yıllarca takla atmaya zorlandı? Takla sporu diye bir spor mu vardı? Bu spor bizim ata sporumuz muydu? Bunların cevabını hiçbir zaman öğrenemeyeceğim.

Ama öğrenmek istediğim bir şey var. Hani süper süper taklalar, parendeler atarak kendini bir şey sanan havalı tipler vardı ya, onlardan biri bu yazıyı okuyorsa kendisine soruyorum; Nooldu?? Takla attın da nooldu? Takla atmak üzerine bir hayat mı kurdun acaba naptın?He nooldu?

Merak ediyorum, gerçekten.

foto

 
Tuşların Tıkırtısı: Mart 2012
© 2008-2015 Tuşların Tıkırtısı
El emeği, göz nuru.
Tema || Minima Black adlı temayı tanımlanamaz hale getirdim.