13 Temmuz 2012

Kafanın sıcaktan süngerleşmesi

Şekil-1a
Şu anda odamda Arap Yarımadası iklimi hakim, öyle pis bir sıcaklık. Vantilatör de kar etmiyor o sıcaklığı geçiştirmeye, neden öyle o? Sanırım birazdan odadaki her şey teker teker slow motion bir şekilde kuma dönüşecek (bkz. şekil-1a). O parçalara ayrılıp kuma dönüşmeler de bir süre sonra odamı bir adet minyatür çöle çevirecek ve sonra tam önümdeki kapıdan içeri bir deve girecek. Deve derken benzetme falan yok, bayağı  hörgüçleri olan,  geviş getirmesiyle meşhur  deve işte.

O deve geviş getirerek Manowar - The Fight For Freedom arka fonu eşliğinde bana doğru gelirken birden ayağının dibinde kaktüs bitecek, ben kaktüsün bu âni oluşumuna şaşırırken kapıdan içeri bir tane de Kutup Ayısı girmesin mi? Girsin. Hoş bu hayal benim hayalim, istersem odamın kapısından 90’lardaki haliyle Coni Dep de girebilir. Lâkin efsanevi çöl-kutup ayısı-bedevi üçlemesini yakalamak adına kapıdan kutup ayısının girmesi bana daha mantıklı görünüyor (MANTIKLI??).  

Eee hocam o zaman bu durumda bedevî de ben olayım, yani kendimi feda edebilirim........... gibi şeyler   benim “kafanın sıcaktan süngerleşmesi durumu”ndan dolayı gözümün önünden geçiyorken, birden o hayali kumlardan, deveden  ve en önemlisi o kutup ayısından kurtulmak  için kendimi odadan dışarı attım. Odadan dışarı adım attığımda arkamı dönüp göz ucuyla odayı kolaçan ettim ve her şey yerli yerindeydi . Evet, çöl möl yok orda ama Arap Yarımadası iklimi var yani, var. Biliyorum. Siz de gelseniz siz de bilirsiniz, hatta gelseneniz? 

Şimdi de arka balkona oturmuş, rüzgar pöfür püfür pifir esip saçımla ağzımın yerini değiştirmeye çalışırken bunları yazıyorum. Birazdan bu esintiye yaraşacak lezzette bir kokteyl içeceğim.

(kokteyl içmedi. karpuz yedi. karpuzu da yerken bir tanesini yere düşürdü ve şimdi düşen karpuzun yerde bıraktığı şekerli pembemsi izi temizlemeye çalışıyor. / tıkırtı haber  07’12)

9 Temmuz 2012

Avize mi sallandı?!?!?

Az önce annem aradı  ve “Hava çok sıkıntılı kızım dikkat et.” dedi. O “sıkıntılı”nın şöyle bir anlamı vardı: Evet çok sıcak ama sıcaklık çok da önemli değil, deprem olabilir. Ayağını denk al.

 17 Ağustos depremini tam merkezinde yaşayan insanlarda her enteresan değişikliği depremle ilişkilendirme kabiliyeti vardır. Mesela Hava çok mu sıcaklaştı? Kesin deprem olacak, çünkü  17 Ağustos akşamı da çok sıcaktı... O halde bu bir deprem belirtisi olabilir. Gökyüzündeki Ay adeta bir elma gibi kızarık mı görünüyor? Deprem olabilir bak bu gece, o gece de böyle kızarıktı çünkü. Yıldızlar çok mu yakın? Hani böyle ellerini uzatsan tutacakmışsın gibi mi? Ya o gece de öyleydi, deprem olmasın sakın? Bu gece köpekler niye bu kadar çok havlıyor? Deprem. Sular çok sıcak akmaya başladı? Deprem deprem. Denizin suyu niye bu kadar yükselmiş? Hep depremden. Karıncalar niye bu kadar ortaya çıktı? Evet deprem. Denizdeki balıklar kıyıya vurmuş?  DEPREM!

Yukarıda yazdığım kuruntuların hepsi gerçek, evet yapıyoruz bunları. Bazılarının bilimsel gerçekliği vardır elbet ama çoğu hüsnü kuruntudan başka bir şey değil.

Aslında bir taraftan bakınca her şeyi depreme bağlamamız da komik. Bakın mesela burda bir arkadaş ortamında sohbet edilirken o sohbette konuşulacak şey kalmaz ve sohbet tıkanırsa hemen biri çıkar ve “YA ABİ DEPREM NASILDI ÖYLE YA SESLER FALAN KORKU FİLMİ GİBİYDİ. TÜYLERİM TİKEN TİKEN OLUYO AKLIMA GELDİKÇE ” der, bunu söyleyen adam oradaki herkesin depremle ilgili bir anısı olduğunu ve dediğine ekleyecek şeyleri olduğunu bilir. Böylece de konuşmayı kurtarmış olur. Kendisi tam bir sinsidir, tam bir iyi niyetli pis çakaldır. (bkz. konuşma açıcısı olarak deprem yaşanmışlıkları)

Avize sallayıp “Aa baksana deprem olmuş?????” diyerek karşı tarafı şakalamak da ayrı bir olay. Avizenin sallandığını görünce “OHA DEPREM OLMUŞ BEN NASIL HİSSETMEDİM? BAYAĞI DA SALLANMIŞIZ YALNIZ” diyerek tırsak hal ve hareketlerde bulunup şakayı yemişliğim var benim de çok şükür. Çünkü avize, richter ölçeğinin evdeki pek de afilli olmayan ismi gibi bir şey buralarda, gülmeyin.Gülün veya neyse.

İşte depremden sonra  ortaya çıkan az buz komikliğe karışmış şeyler de var , yeteri kadar ağlatmalı deprem yazısı vardı, bu da böyle olsun.
 
Tuşların Tıkırtısı: Temmuz 2012
© 2008-2015 Tuşların Tıkırtısı
El emeği, göz nuru.
Tema || Minima Black adlı temayı tanımlanamaz hale getirdim.