28 Kasım 2009

Fantastik üçlü.

Birini alıp ötekine vurmak lazım gelir.
fantastik
Biz çok eğleniyoruz, ya siz?(!)

26 Kasım 2009

Temcit pilavını hiç sevmem.

Merak ediyorum da acaba Hıristiyan kardeşler Şükran Günü'nde hindi kesiyorlar/yiyorlar diye bu olaya ''vahşet'', ''katliam'' damgası yapıştıranlar var mı. Hani Kurban Bayramı ile aynı döneme denk geldi ya o yüzden çok merak ettim.

Hadi bunu bir vejeteryan söylese anlarım, tamam derim, başımın üstünde yerin var. Ama yılın 12 ayı iskenderleri, lahmacunları, big mac'leri, whooper'ları, yarım ekmek dönerleri, kebapları vb. yiyenler böyle söyleyince kan tepeme sıçrıyor. Dünyanın her yerinde her gün yüzlerce dana, koyun kesilirken ve siz bunları ağzınız sulana sulana yerken vahşet olmuyor da yılda bir kez dinî bir bayram olarak adlandırılınca mı oluyor?

Kurban bayramı dışında yediğiniz veya yemediğiniz etler, inekler kesilmeden mi ortaya çıkıyor sanıyorsunuz anlamıyorum ki... Böyle rica ediyorsun onlar ağızlarından çıkartıp sana veriyorlar falan. Haha çok fantastik lan!

Tamam bazı gerizekalılar var, onların yaptığı vahşet haklısınız, sonuna kadar katılırım. Ama birkaç gerizekalının yaptığını genellemek çok saçma. Bok atmaksa eğer amaç, mantıklı olanı makbuldür benim için.

Ayrıca daha önce izlediğim ve beğenmediğim filmleri hiç sevmem, hele ki temcit pilavının tadı hiç hoş gelmez bana. Umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir.

24 Kasım 2009

En baba kopya tekniği.

(Şekil.1a)
(Şekil.1b)
Önemli:
Hesap makinesiyle girilen sınavlar için geçerlidir.

Uygulama:
Hesap makinesinin kapağı açılır, öğrencinin unutacağını düşündüğü formüller, sayılar, zartlar zurtlar hesap makinesinin kapağının içine yazılır.

Aman diyim:
Sakın kapağın dışına yazma gafletinde bulunmayınız, ''Makinesinde işlem yapmayıp neden arkasına bakıyo la bu tip?'' diye düşünen asistanların/hocaların gazabına maruz kalabilirsiniz.

Saklama yöntemleri:
1- Folyo içerisine sarıp... Pardon o başka bir şeydi.

2- Sınavda oturduğunuz yere güneş bakmamalıdır. Mümkünse gölgede bir yere oturunuz. Eğer hesap makinesine güneş vurursa, yazdığınız kopyalar şekil.1a ve şekil.1b'deki gibi gözüküp, sizi bu genç yaşta ele verecektir.

3- Sınav sırasında size yaklaşmakta olan herhangi bir cisim görürseniz, hesap makinesine rasgele bir şeyler yazın, arada bir ''öff ne zor soruymuş hacı ya'' triplerine girin. Burada amaç; ilgiyi başka tarafa çekip, hin bir hareketle makinenin kapağını arkaya çevirmektir.

Zorlukları:
Olay sonrasında hesap makinesini temizlemek zor gelebilir. O da olsun artık bi zahmet.

Güvenilirlik:
Yazan kişi ve arkadaşları tarafından denenmiş, yakalanma olayı hiçbir şekilde gerçekleşmemiştir.

Yazarın günah çıkarışı:
Kopya çektim, pişman değilim.

Dibin notu:
Ama öğretmenlerimizi seviyoruz.

20 Kasım 2009

Kızıl mı!?

Kızıl saç mı istiyorsunuz? Evet mi? Durun! Bu 10 maddelik uyarı anlamındaki yazıyı okumadan karar vermeyin, Tuşların Tıkırtısı Productions sizin için hazırladı! *DANNNNNNNNN sesi*

1- İlk boyandığı günkü banyo sırasında küvete baktığınızda, hunharca işlenmiş bir cinayet zanlısı olduğunuzu düşünebilirsiniz. Öyle kıpkırmızıdır etraf. Ama korkmayın, olur öyle.

2- O anın şokunu atlattıktan sonra havluya sararsınız saçı. Eğer saçınızı sardığınız havlu beyazsa onu gözden çıkarınız, o da kıpkırmızı olmuştur. İyi bir leke çıkarıcı gerek ona. Alınız. Markaya gerek yok. Lütfen zorlamayın.

3- Zar zor kurutursunuz saçı, rengin ne olacağını merak edersiniz ''Ay hâlâ kurumadı mı!'' diye söylenir durursunuz. Eğer saçlarınız bazıları gibi hayvanî boyutlardaysa kurdeşen dökme ihtimaliniz oldukça fazladır. Geçmiş olsun.

4- Sonucu görünce yaklaşık yarım saat ayna başından ayrılmak istemezsiniz. Aynayı başınızın arkasına tutar, bir de ordan nasıl gözüküyor diye bakarsınız. Güzeldir. Agucuk.

5- O görüntüye uzun süre bakınız, saçlarınızı tekrar boyayıncaya kadar o görüntüyü asla göremeyeceksiniz. Hele ki eğer yazın boyamışsanız vay halinize sayın seyirciler.

6- Bu süreyi iyi değerlendirin, sokağa çıkın, saçlarınızı güneşte savurup diğer kızıldaşlara gülümseyin. Kimsecikler bilmez ama kızıl saçlılar arasında tuhaf bir sevgi vardır. The Fellowship of the Kızıl. Evet.

7- Saçların boyanmasının üzerinden yalnızca 1-2 hafta geçmiştir ama saçların ilk günkü parlaklığından ve canlılığından eser kalmamıştır. Her yıkayışta akan renk sayesinde kendileri garip bir turuncuya dönüşmüş, sizi şimdiden çıldırtmaya başlamıştır.

8- Saçınızın rengini 1 ay güncelleştirmemek gibi bir mallığa düşmeyiniz. Aksi halde o renk, başımızdan eksilmeyesice güneş sayesinde bok renginden hallice bir sarıya dönüşecektir. Test edildi onaylandı. Bilginize.

9- Her ne kadar türlü türlü zorlukları olsa da, bir kez kızıl olmuş saç, kolay kolay başka renge dönüşmez, bağımlılık yaratır. Kızıl saç, başkadır; candır.

10- Eğer bunlara rağmen hala kızıl olmak istiyorsanız devam ediniz. The Fellowship of the Kızıl'ın kapıları size her zaman açık.

Dibin Notu: Gerçek kızıllar, sizi ve o çillerinizi çok seviyorum.
Foto-aabubenmişim

Arkadaş Dökümü ▪ Mim

İtiraf ediyorum, pek şiir okumam. Öyle bir alışkanlık edinmemişim zamanında. O yüzden bu mimin bana geldiğini görünce birazcık tırstım. Ama olsun, güzel olacak. (:

Mimi kapıya bırakan A.nur şöyle demiş;
''Bir şiir sitesinde daha evvel çok da aşina olmadığımız bir şairi seçiyoruz ve karşımıza çıkan şiir adlarından birine tıklayıp, şiiri paylaşıyoruz, istersek birkaç cümle sarfediyoruz şiir hakkında...''

Ben de dediklerini yaptım ve şu an belki de hepimizin halini anlatan bu güzel şiiri paylaşmayı uygun gördüm:

Arkadaş Dökümü

Evvela dişlerimiz döküldü
Sonra saçlarımız
Arkasından birer birer arkadaşlarımız
Şu canım dünyanın orta yerinde
Yalnız başına yapayalnız
Kırılmış kolumuz, kanadımız
Tatlı canımızdan usanmışız

Bir şüphedir sarmış yüreğimizi
Ya kendini aldatıyor demişiz ya bizi
Bir şüphedir demir atmış ciğerimize
Pamuk ipliği ile bağlamışlar bizi
Düğüm üstüne düğüm şöyle dursun
Bir çalım bir kurum hepimizde
Nereden inceyse oradan kopsun

Bu canım dünyanın orta yerinde
Hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize
Yalan mı? Gözünü sevdiğim karıncalar
İşte: Hamsiler sürü sürü
Arılar bölük bölük geçer
Leylekler tabur tabur

Ya bizler? Eşref-i mahlukat! ..
Boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz

Bizler bölük bölük, bizler tabur tabur
Bizler sürü sepet
Yalnız birbirimizi öldürmüşüz.

Bedri Rahmi Eyüboğlu

ֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱ

Mim Clementine'e, Sycorox'a, Çikolata Kız'a ve Mrs. Baros'a gitsin...

19 Kasım 2009

Bir zamanlar.



Bu video'nun altına yorum yazan gabrielgabriel959 nickli arkadaşın yorumunu da buraya koymadan edemedim. Sabah sabah günümü şenlendirdi çok sağolsun. Öpüyorum kendisini burdan.

''yoo bnce yapmacık degil okdrda ama profesyonelde degil . Ancak bihter rolünde mükemmel ve ötesi kesnlkle tebrk ediorm altn ayı portakal cilek muz ne varsa ödl verilsn yane...''

18 Kasım 2009

İyileşir!

Arda aslan domuz gribi olmuş. Futbolcuların bünyesi sağlam olur. Vitamin takviyesi olsun, beslenme olsun ne bileyim. İyileşir o ya, evet evet. Pes oynasın geçer. ^-^

Acil şifalar kaptan.

Bu da böyle bir anımdır.

Önsöz: Dün kayıt işlemlerini tamamlamak için girdiğim sokakta, yol boyunca dershane reklamı yapmaya çalışıp tepeme tüneyen insanlar; size laflar hazırladım.

Olayın gelişmesi:

Finduilas diye bilinen kişi, bir arkadaşıyla birlikte aöf bürosunun olduğu sokaktan geçmektedir. Bu sırada Finduilas'ın elleri soğuktan buz kesmiş, yanakları kızarmış, saçları ise çiseleyen yağmur damlacıklarına teslim olmuştur.

Ansızın, Finduilas'ın yanına pek tekin görünmeyen bir tip yaklaşır...

Tip: Merhaba kayıt olmak için mi gelmiştiniz? (itici bir gülümsemeyle)
Finduilas: Evet. (Gayet sert ve net, yürümeye devam eder.)
Tip: Evraklarınızı hazırladınız mı?
Finduilas: Evet hazır hepsi. (iç ses: sanane lan?)
Tip: İsterseniz kontrol edelim bir sorun çıkmasın, fotoğrafları yapıştırmamışsınızdır belki, hedöde dershanemizin kitaplarına da bakarsınız hem.
Finduilas: HAYIR! Hepsini hazırladım ben, biliyorum her şeyi. GEREK YOK YOK!
Tip: Ama...
Finduilas: Teşekkürler tamam hadi... (''yürü git be başımdan'' demiş gibi etki bırakır.)

Bu diyalog yol boyu 2-3 kez farklı kişilerle tekrarlanır.

(...)

Finduilas büronun içine arkadaşıyla birlikte girer, 10 dk'da işini tamamlar. Tam çıkmaya hazırlanırken kapının hemen dışında bekleyen akbabaları görür ve arkadaşına ''Hemen karşı kaldırıma geç, üşüşecekler yine.'' der.

Karşı kaldırıma geçtiklerinde bu akbabalardan kurtulacaklarını sanırlar, ama yanılmışlardır... 3 dk geçmeden, bir akbaba Finduilas'ın sağ tarafında belirir.

Akbaba: Broşürlerimizi incelemek ister misiniz? (yine o gıcık gülümseme)
Finduilas: YOOK.
Akbaba: Ücretsiz bunlar, bakarsınız.
Finduilas: Yok yok teşekkürler, istersem bakarım zaten.
Akbaba: Yardımcı kitaplarımız var, onlara bakın. (titreyen ses tonuyla)
Finduilas: İstemiyorum yahu!

Akbaba nedense salak salak güler. Finduilas yoluna devam ederken içinden sabır çekmektedir.

ֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱֱ

Sözüm size ey broşür dağıtan yılışık tipler, benim yanıma yaklaşmayın, ben istemiyorsam bir Allah'ın kulu bana hiçbir şey yaptıramaz! Sinir etmeyin lan insanı!

Öhm.
 
Tuşların Tıkırtısı El emeği göz nuru. © 2008-2009 Tuşların Tıkırtısı