19 Mayıs 2011

Yemiyeydim iyiydi.

... karnını tıka basa doldurdu ve dedi ki kendi kendine;

''Geri zekalı, o son kurabiyeyi yemeyecektin,'' sonra tekrar bir düşündü ve ''Hayır, sadece o son kurabiyeyi değil, ondan önceki 5 kurabiyeyi de yemeyecektin, hatta ve hatta onun öncesinde ağzına tıkıştırdığın 3 taneyi de.''

Suratını astı, bir taraftan mide fesatı geçirmekten korkuyor, diğer taraftan da mutfaktaki tabakta kalan kurabiyeleri yeyip yememeyi aklından geçiriyordu. Böyle de pis boğazlı, aç gözlü manyağın tekiydi. ''1 yılda verdiğim kiloları 1 günde nasıl geri aldım?'' konulu bir kitap yazması işten bile değildi.

Boş kalan tabağına bakıyordu şimdi de, çiçekli miçekli bir tabak, ''çok saçma abi?'' diye düşündü içinden...

 Tabağın yanında da bir klavye vardı, sonra klavyeye dokunan parmaklar...

Ha?

Monitöre bakıyordu şimdi de.

Nası yani ya?

Aaaaa benmişim ya bu!

Böyle kendimi bir roman karakteriymişim gibi anlatmayı çok sevdiğimi farkettim, manyağım biraz evet. Hani katillerden gerçek hayatta tiksinirsin de, bir romanda yazarı o katili öyle bir yazmıştır ki ''Ay ne güzel katilmiş bu yaaaa :):))'' dersin ya, ben de kendimi öyle yapmak istedim sanırım. Yani ''Öküz gibi yedim,'' demek yerine ''Kız o gün çok kurabiye yemişti........'' yazmak daha hoş geldi işte. Çok hoş ama bir o kadar da boş.

O değil de 2-3 ay kadar kurabiye yiyeceğimi sanmıyorum, hoş yerim de yemeyeyim bence, yersem olmaz. Olmamalı. Yemiyim di mi. Evet yemiyim. Yemiyim demek de ne zevkliymiş, şu an farkettim.

 Yemiyim.

6 Mayıs 2011

Muhteşem Limon (yeni dizi)

Hasta olduğum zamanlarda konuşmayı hiç sevmiyorum. Neden, çünkü sesim o durumda travestiden hallice, kargadan biraz ince garip bir ses tonuna dönüşüyor, üzücü.

Mesela sesimi ilk kez bademciklerim vücudumdan ayrılmak için bağımsızlıklarını ilan etmeye hazırlanırken, burnum eski evimizin önündeki çeşme gibi şıpır şıpır akıyorken, yani hastayken duyan insanlara içimden ''şş aabi valla normalde böyle değil, normal insan sesi de mevcut benim mekanizmada, valla öyle beeee :( '' diyorum, keşke içimdeki sesi duysalardı, duysalardı da hep birlikte gülseydik. Sonra da çay içerdik. Benim çayım limonlu olabilirdi belki ama. Normalde limonlu içmem ama hasta olduğumda içebildiğim görülmüştür. Çayı limonlu içersem hemen iyileşirim çünkü, inanıyorum.

Böyle de bir manyaklık mevcut di mi?

Özellikle ben çocukken (şu an 86,5 yaşındayım) revaçtaytı. Naneli limonlu çaylar hasta olunca hemen peydah olur önüme gelirdi.

''Hasta mısın? Öyleyse çayına limon sık!'' ''Burnun mu aktı?! Öyleyse burnuna limon sık(!?!) 118 lim13 nolu numaramızı ararsanız bizden tam 1 koli limon size hediye!!'' ''Çocuğunuz mu olmuyor? Öyleyse ... hmm neyse.'' (1 saniyeliğine burnuna limon sıktığını düşün, ibretlik)

İçeceğine limon sıkınca hastalığının hemen geçeceğini sanma hastalığından müzdarip bir insan olarak herkese bol limonlu günler diliyorum. Limon sizi kutsasın, vitaminler peşinizi bırakmasın. Amen. (ses azalarak bit)

 
Tuşların Tıkırtısı: Mayıs 2011
© 2008-2015 Tuşların Tıkırtısı
El emeği, göz nuru.
Tema || Minima Black adlı temayı tanımlanamaz hale getirdim.