18 Şubat 2012

Aslında mutfak 10 adım ileride...


2 eliyle 6 bardak taşıdığını gördüğüm insan, benim için maharetli falan değil, üşengeç insandır. ''Off şimdi 2 saat mutfağa git gel mi yapacam ya... 3’ünü bir elime alayım, diğer 3’ünü de diğer elime, öyle taşıyayım'' kafasındadır. Kendimden biliyorum, öyledir.
Hoş üşengeçlikten doğan bir maharet de söz konusu olabilir ama konumuz o değil. Zaten konumuz o olsun istemezdim, yani ''Üşengeç insan aslında pratik insandır. Pratik insanın maharetleri ise saymakla bitmez. Onlardan biri de elbette 2 elle 6 bardak taşıma yetisidir. Buna şöyle bir örnek vermek uygun olacaktır...'' falan filan diye bir sürü sonu –dır ile biten, bayıcı cümleler kurmam hoş olmazdı. (bak bu paragraf acayip sıkıcı oldu mesela)
Neyse. Konumuz, sırf 10 adım fazla atıp 2 posta halinde mutfağa gitmemek uğruna bir sürü bardağı eline doluşturarak mutfağa giden, bardakların kırılması riskine, o bardakların kırılıp etraftaki camları süpürme riskine göz yuman insan. Yani sen. Evet. Naber naptın?
Hadi sen değilsen öbürü de olabilir. Hmm öbürü de mi değilmiş? Öteki olsun madem. O öteki de ben oluyorum. Merhaba.
Zira az önce odamda gün içinde birikmiş toplamda 6 adet olmak üzere, 3 adet meşrubat, 1 adet su ve tabii ki 2 adet de çay bardağıyla göz göze geldim ve aniden ''gurban olduğum ya rasulallah’tan'' bana hediye olan üşengeçlik kafam çalışmaya başladı.
O bardaklar... mutfağa giden yol... o bardaklar... yol... bardaklar... MUTFAK YOLU.
Hayır yani gören de beyaz sarayda yaşadığımı sanacak, ‘’odayla mutfak arası 100 metre herhalde de ondan git gel yapmaya üşeniyor’’ diye düşünecek, ‘’amma lakin ki öyle değil’’.
Mutfak 10 adım ileride, ama nasıl pis bir huysa bendeki fazladan 10 adımı atmaya bile üşeniyorum. Yani üşendim ve iki elime o 6 bardağı doluşturarak, parmaklarımı da akrep kıskacı misali sıkarak mutfağa doğru ilerlemeye başladım, ilerlerken kendi kendime ''ben bu kadar bardağı odada biriktirmeyi nasıl başardım acaba ya? onu bırak ben bunları ne ara içtim hiç hatırlamıyorum lan?'' diye söylenmeyi tabii ki ihmal etmedim.
Yani diyeceğim o ki, Allah kimseye böyle saçma üşengeçlikler vermesin.
Zor dostum. Çok zor..........

10 lafazan:

Bugra dedi ki...

O mutfak yolu yol değik Findu :)

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

benim komidinin üstünü hiç görmek istemezsin. üç gündür odamda yaşıyorum. aşslkfjasşkldf bir de bira şişeleri kokuyo lan o beter :( bizimkiler eve geldiğinde kendimi kapının önünde bulcam sanırım. ha bir de aslıda bu yorumu benim ikinci yazışım ama nedense blogger ibnelik yaptı ilkini göndermedi ve sildi. ben de tekrar yazmak zorunda kaldım. of ne diyorum ya. öptüm .

Larien Ancalime dedi ki...

Ahah yuuh :D

Finduilas dedi ki...

Bugra;
Asıl benim yolum yol değil. :( ahaha

Kızıldaş;
Aynen ya odamda ayrı bi yaşam alanı kurdum resmen, dışardan hiç hoş gözükmüyor o ayrı :(( fjdshjfs bir de blogspot öyle pislikler hep yapar, huyu kurusun.

Lari;
Ne yuhu ya NE VAR AYIP MI? sdfjksdf :D

raskolnikow dedi ki...

bu yazı evlenilecek değil eğlenilecek kızım ulen ben demenin çok eğlenceli bi versiyonu olmuş :D öğrencilik günlerim aklıma geldi yaa ben de böyleydim :D

Leah dedi ki...

Ben de bi kere ayağa kalkınca "şunu da yapayım, bunu da yapayım, ayyy ayağa kalkmışken hazır şunu da yapayım." diyor ve bi daha yerime oturamıyorum. Artık nasıl üşengeçsem ve ne kadar çok biriktirmişsem her şeyi. Ayağa kalkınca durmak yok yola devam yani.

Larien Ancalime dedi ki...

AYIP DEYİL AMA YAŞAMAK BU DEYİL! afdsfasf
ya ben de üşengecimdir aslında ama hadi bakalım diye bir başlarım lavaboyu mu ovmam çarşafları mı değiştirmem çamaşır yıkayıp onu mu asmam ohoo allah alaaah diye :D

Finduilas dedi ki...

raskolnikow;
Ahah gençlik işte :P

Leah;
Benim de öyle birikenlerim var şu an, bir başlasam ben de oturmam birkaç saat.

Lari;
Başlamak bitirmenin yarısıdır, o halde başlıyorum! jfkdfj

minikkus dedi ki...

dert veren yareppim dermanını da verse ya. benim koca da bardaklarını mutfaga taşımaktan ziyade çalışma masasında biriktirmek suretiyle bazı deneysel çalışmalar yapıyo odasında. bekelmiş bir nescafe en fazla nekadr küf tutabilir, bir çay maksimum nekadar kötü kokabilir, babam bu kurabiyeleri yapmayı nerden biliyo gibi.
yani onları her odadan çıkışında birer birer getirse, 1 ayda tertemiz olur mesela masası. tabi o arada bişey yemez içmezse, ki bu ihtimalin devreye girmesi ihtimali bile imkansız.
her zaman söylemişimdir dermansız dert, şekerli çay, sütlü kahve diye :)

http://minikkus.blogspot.com

Finduilas dedi ki...

ahahah çok güldüm yorumuna minikkus :D

 
Tuşların Tıkırtısı: Aslında mutfak 10 adım ileride...
© 2008-2015 Tuşların Tıkırtısı
El emeği, göz nuru.
Tema || Minima Black adlı temayı tanımlanamaz hale getirdim.