7 Şubat 2012

Katil pervaneler

Hani bazı evlerin tavanına monte edilmiş kocaman pervaneler olur, etrafında koruması falan yoktur bunların, öyle kendi kendilerine dönerler. Hatta bazılarının ortasında lamba da olur. Yok yok o önüne geçince Darth Vader sesi çıkarılabilen, yukarıdaki fotoğraftaki gibi vantilatörleri demiyorum, büyük pervaneler. Heh işte, bence onlar çok korkunç şeyler.

Niye mi korkunç? Şimdi bu pervanelerin etrafında koruması, demiri, vesairesi olmuyor ya, o yüzden bana hep monte edildikleri yerdeki vidalardan biri düşecekmiş de, o pervaneler oldukları yerden kopup hızla dönerekten evdeki insanları parçalayacaklarmış gibi geliyor.
Şimdi gözümde canlandırdım ve evet dostum, bence korkmakta haklıyım!
Yani mesela onu oraya monteleyen adamın o gün canı çok sıkkındı belki? Karısıyla falan kavga etmişti de ‘’Amaan oldu işte bu, zaten canım sıkkın bunla mı uğraşacam!!!!’’ diye düşündü ve o pervaneyi oraya çok da sağlam montelemedi, olamaz mı? Olabilir.
O yüzden bence o etrafında koruma olmayan dev pervanelere güvenmeyin, bir pervane tarafından öldürülmek istemezsiniz değil mi? *burada yüksek volümdeki bülent ersoy kahkahası var* Gidin klima alın ya da kafasını sağa sola çeviren büyük vantilatörlerden alın, onlar dev pervanelere nazaran daha insancıl ve daha güvenilirdirler.
-
Eveet, bu kış gününde benim manyak pervane korkumu sizlere de aşıladığıma göre artık çocukluğuma inip bunun sebebini araştırabilirim. Gideyim.......

29 Ocak 2012

Halbuki kalın çorap diye bir şey var...

Dışarıda kar yağıyor, zehir gibi soğuk var, ben donmamak için lahana misali kat kat giyinmişim, öyle ki o kat kat giyinmemden dolayı elimi kolumu zar zor hareket ettiriyorum, burnum kızarmaktan palyaço burnuna dönüşmüş, buz tutmuş yolda kaymamayım diye yere baka baka yürüyorum. Yani bayağı ucube, Allah’ın belası, kımıl zararlısı bir haldeyim...

Sonra o düşmeyeyim diye yola dikilmiş kafamı yavaş yavaş göğe doğru yükseltmeye başlıyorum ve bir bakıyorum ki Allah'ım o ne! Karşımdan mini etekli bir hatun salına salına geçiyor. Ve işte ben o hatunu o halde gördüğüm andan itibaren soğuğu falan değil, gözlerimden çıkan ateşleri hissediyorum.

Anlamadığım, nasıl oluyor ya bu? Yani insan hiç üşümez mi öyle? Hayır giydiği şey öyle tayt, kalın yün çorap falan da değil, öyle olsa tamam, onu biz de yapıyoruz ama hatun gayet incecik ten rengi çorap giymiş. Nasıl bir bünyedir ya bu?

Ben o kadar kat kat giyinmeme rağmen donuyorum, siz hiç üşümüyor musunuz şimdi incecik çorapla gezinen canlarım? Bacaklarınız falan hiç mi donmuyor? Tamam güzelsiniz , en ikoncan sizsiniz, en sütun, en pürüzsüz bacaklar sizin, karlı sokaklarda en çok bakılası, en fotoğrafı çekilesi, en asılınası, en aşık olunası, en en en süper kızlar sizlersiniz falan onlar ayrı da biraz da kendinizi düşünün, ne bileyim, hasta olacaksınız hep.

Sonra uğraşın günlerce tylolhottır, selpaktır, silmekten aşınmış, kızarmış burundur falan. Ohoo hiç hoş değil, size hiç yakışmaz onlar.Bakın şimdi sizi öyle hayal ettim de birden iğrençleştiniz gözümde. Halbuki öyle olmamalı, siz pamuklara sarılması gereken nadide insanlarsınız. Hep sizi düşündüğümden yazıyorum ben bunları.

Yalan be ne düşünücem. Beter olun. Bacaklarınız soğuktan kaskatı kesilsin, hareket edemesin. Akıl var mantık var, insan kalın çorap giyer, en kalınından taytını giyer de öyle dolanır o soğukta. Peh.

Not: Şaka maka o incecik çoraplarla cidden üşümüyorsanız taktiği bana da verin ya, olur mu? Bu konuda aydınlanmak istiyorum. Bir şey mi içiyorsunuz dışarı çıkmadan? Ya da çorapların özel ısıtması falan mı var veyahut üşümeme kremi var da onu mu sürüyorsunuz? Ona göre bana özelden bir şey edin de halledelim o işi.

Ok. Öpt. Bye.

Foto

18 Ocak 2012

Market alışverişi

Evdekilerden biri market alışverişine gitmiş, eli kolu poşetlerle dolu bir vaziyette eve gelmiş. Sen ona kapıyı açmışsın, poşetleri onun elinden almış, mutfağa götürmüşsün. Market poşetlerinin içindekileri yavaş yavaş çıkartıyorsun...

Eveeeet sıvıyağ almış, tuvalet kağıdı, tamam, diş macunu... Hmm kola, zar zor yediğin birtakım sebzeler, çay, 12’li yumurta... ahaha kırılmış ya bi' tanesi, tavuk mavuk, pil... bir sürü pil vardı zaten evde! Neyse... 124 tane farklı şekilde ama aynı lezzette makarna, süt, evet süt gerekli, patates, soğan... Başka bir şey, başka bir şey daha, sana gereksiz gelen bir diğer şey, öbürü, bir tane daha ondan, son poşet. Ya ama bi’ dakka ya... Senin istediğin şey yok!

Heh, naber naptın? Bir an için hayata küstün değil mi? Bence o istediğin şey poşetlerin içinden çıkmayınca canın sıkıldı biraz. Senin sıkılmadıysa da benim canım sıkıldı, yani sıkılıyor.

O market poşetlerinin içindeki zımbırtıları dışarıya ‘’benim sevdiğim şeyleri de almıştır’’ umuduyla öyle bir neşe içinde, öyle bir eblek ‘ehe’ surat ifadesiyle çıkarıyorum ki, o şeyler poşetlerden çıkmazsa adeta hayata küsüyorum. Nasıl anlatsam... Böyle her taraf kararıyormuş da sadece poşetler ve ben aydınlıkta kalıyormuşuz gibi oluyor. Sonra silkelenip kendime geliyor ve hemen alışverişi yapan kişiye dönüyorum ‘’Eee her şeyi almışsın, şu bıdıbıdıları niye almadın ki!?’’ diye çemkirmeyi tabii ki ihmal etmiyorum.

O alınmadığına çemkirdiğim şeyler de genellikle aburcuburlar olur efendim. Cipstir, kuruyemiştir, çikolatadır, işte aklınıza gelebilecek her türlü sağlıksız şey. Yemek memek yemeden onlarla hayatımı sürdürebilirim diye düşünüyorum. O yüzden onlar benim için mühim arkadaşım. Bir çerezza sinemadır, bir ülker fıstıklı çikolatadır, efendime söyleyeyim işte sonra bir doritos nachodur. Onlarsız olmaz. Onlar da alınmalı. (bu paragraftaki markaları yazmak için hep para aldım fakirler :)))) şkfkgh)

Yani bir evde başkalarıyla birlikte yaşıyorsan ve market alışverişine gidiyorsan, o evdeki herkesin sevdiği şeylerden bir tane de olsa alacaksın. Canımı sıkmayın benim, bak mesela ben herkesin gönlü hoş olsun diye alıyorum, öyle de iyi, öyle de ne şiş yansın ne kebapçı bir çakalım. Siz de öyle olun.

-

Evet bir kanayan yaraya, bir derinlerde kalmış; kimsenin dile getiremediği toplum sorununa daha parmak bastım. Bu yüzden huzurla doldum, pokemondaki ciglipaf gibi hissediyorum. (bu sırada ben üstünde ''toplum sorunu'' yazan kağıdın üstüne parmak basıyorum ve siz ağlayarak uzaklaşıyorsunuz)

Market alışverişi mühim. Sevgi sizinle olsun.
 
Tuşların Tıkırtısı
© 2008-2019 Tuşların Tıkırtısı
El emeği, göz nuru.
Tema || Minima Black adlı temayı tanımlanamaz hale getirdim.